17 Aralık 2015 Perşembe

‘’OYUNCULUK SERÜVENİM ANNEM SAYESİNDE BAŞLADI…’’

Televizyon ekranlarının kaçırılmadan izlenen dizisi Kanıt, her bölüm yepyeni bir konuyla izleyicileri ekrana bağlamaya devam ediyor. Baş komiser Orhan ve Komiser Selim her hafta başka bir cinayeti çözmeye çalışıyorlar. Kriminal Laboratuvarda değerlendiren Gamze ile Adli Tıp'ta cesetlere otopsi yapan Doktor Ece bulunan delillerle cinayetlerin çözülmesine yardımcı oluyorlar. Prof. Dr. Sevil Atasoy ise işlenen cinayetlerin çözülmesinde yardımcı olan teknikleri ve bunların tarihsel gelişimini ise anlatıyor.Her bölümü sürükleyici ve aksiyon dolu  olan dizinin oyuncularından  Engin Benli (Komiser Orhan) ile özel yaşamı ve dizi üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdim.

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Aslında bu serüveni başlatan annemdir.Meslek lisesi torna tefsiye bölümü mezunuyum. İlk okuldan beri yaz tatillerinde ,aileme destek olma amaçlı çalışmam gerekiyordu.Ailem de meslek öğreneyim diye , eskiden İzmir’de mahalle aralarında bulunan torna atölyelerine gönderirdi beni.Oraya gider ve çalışırdım. Bir süre bu devam etti.
Daha farklı işlerde de çalıştıktan sonra teyzemin oğlu ve eniştem ile çalışmaya başladım.Pazarcılık ve peynircilik  işi ile uğraşıyorlardı..Yavaş yavaş onlarla birlikte pazara çıkmaya başladım.Çok da keyifliydi açıkçası.Yaklaşık 18 yaşındaydım. Erken yaşta hayatı, yaşamayı ve para kazanmayı öğrendim.Tabi insanlarla iletişim kurmayı onları ikna etmeyi de öğrendim.Bir yerden sonra insanlar sevimliliğime ve enerjime gelmeye başladı.Neredeyse peynirin kalitesi sorgulanmaz oldu.İyi satışlar yaptığımı söyleyebilirim.Gençliğin verdiği bir şey sanırım bu.
Bir sabah annem televizyonda İzmir devlet tiyatrosunun oyuncu aradığını öğreniyor. Tiyatroda kurs veriliyormuş ve devlet tiyatrosunda da sözleşmeli figuran olarak çalıştırıyorlarmış.Annem benden habersiz gidip benim için tiyatro ile konuşmuş.Tiyatro ile annem sayesinde tanıştım.Daha sonra  Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdim. Profesyonel olarak,Ankara Devlet Tiyatrosu'nda oyuncu olarak başladım. 1995-1997 yılları arasında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda "stajyer sanatçı" olarak görev yaptım. Kuruluşundan bu yana, İzmit Şehir Tiyatrosu’nda oyuncu olarak görev alıyorum.

Yetenekli olduğunuzu biliyor muydunuz?

Aslında ben taklit yapmayı daha çok seviyordum.Bu merakım ilkokul 4 . sınıfta birden bire ortaya çıktı.Çocukken hep bir kimlik bulma telaşı vardır.Ben de, okula her girdiğimde bocalardım bir süre.Ortaokul ve lisede okurken de çevremdekilerle çok iyi iletişim kuramıyordum.Biraz çekingenlik vardı.Ancak şarkı söylemekle,taklit yapmakla birden popülaritem arttı.Zamanla kendimi bulmaya başladım.İçimdeki heyecanın ve enerjinin gittikçe büyümeye başladığını hissettim.
Sanata yatkınlığınız varmış bence…

Evet kesinlikle. Matematik,fizik gibi derslerde başarılı olamazken,beden eğitimi, resim, müzik gibi derslerim hep çok iyiydi. Matematik ne kadar keyifli gelse de , çok başarılı değildim. Ortaokul ve lisede de hep tiyatro kolunda görev alırdım.Resmi de çok severdim.Bir dönem sporla da ilgilendim.İzmir Göztepede basketbol takımındaydım.Hatta  eskrimle de uğraşmışlığım vardır.

Bunu oldukça şaşırtıcı bulduğunu söylemeliyim.Çoğu insan daha epeden  ya da flöreden bihaber…

Çok doğru ama benim eskrimde şampiyonluğum bile var.Eskrimi üniversitede öğrendim ve hemen üniversiteler arası şampiyonalara girdim.O dönemden kalma halen sakladığım bir kupam var.Bu dalı bana Zeki Tümlü adlı hocam sevdirmiştir.

Bunların tiyatroya katkısı oldu mu?

Bu kadar şey yaptıktan sonra şunu söyleyebilirim ki ; kendimi tiyatroda buldum.Kendimi en iyi tiyatro ile ifade edebiliyorum.Daha önce çok sayıda oyunda oynadım. Oynadığınız rollere hazırlanırken o kişiyi ve karakterin mesleğini araştırmanız ve o olmaya çalışmanız gerekiyor.Bir polisi oynayacaksanız, silahı nasıl tutar, nasıl davranır,bir dansçıyı oynayacaksanız ,dansçının hayatı nasıldır ya da nasıl dans eder bilmelisiniz. Bunları rolleri oynamak gençliğimdeki uğraşlarım nedeniyle daha kolay oldu benim için.
Örneğin ;  üç kuruşluk opera adlı oyunda hem şarkı söylemek, hem dans etmek, hem de oyun oynamak durumundasınız .Zamanında sporla uğraştığım için bu eforu sarf edebiliyorum rahatlıkla.Don Juan ya da Hamlet oynarken de eskrim oldukça işime yaramıştı.Kısacası, resim müzik ,dans ve hatta eskrim gibi bazı spor dalları hep tiyatronun içinde var olan şeyler.Zamanında yaptıklarımın  beni tiyatroya hazırladığını düşünüyorum.Tüm bu uğraşlarımın hepsini tek bir çatı altında bulabildiğim yer tiyatroydu.

Kanıt dizisine nasıl başladınız?

Tiyatro sezonu kapandığında Abdullah Oğuz’dan bir teklif geldi Üç ay ,on üç bölümlük bir dizi olması düşünülürken tam 3 yıl sürdü.İyi de oldu.Dizi müthiş rağbet aldı .

Uzun yıllar tiyatroda varsınız aslında…Bir dizi ile ünlemek nasıl bir duygu?

Sayısız tiyatro oyununda oynamama rağmen dizi ile ünlenmek şaşırtıcı olan aslında.Yazık ki ; oyuncu olarak hayatınızın bir döneminde o kara kutunun içine girmeniz gerekiyor. Oysa şimdiye kadar Kral Lear ,Kafesten Bir Kuş Uçtu (Guguk Kuşu),İkinin Biri,Irk Bitiğ,İki Efendinin Uşağı,Tartuffe ,Karar Kimin,Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz,Barış,Azizname,Bahar Noktası,Bir Şehnaz Oyun,Don juan, Canlı Maymun Lokantası ,Sokağa Çıkma Yasağı,Hakimiyet-i Milliye Aşevi,Roberto Zucco,Hamlet,Bin Varmış Hiç Yokmuş,Hayvan Çiftliği,Vişne Bahçesi,Kaç Baba Kaç,Hüznün Çoşkusu Altında ,Tılsım,Gölgenin Canı Palyaçolar ve Kuvay-i Milliye adlı oyunlarda oynadım.Ama insanlar beni Komiser Orhan olarak tanıyorlar.Yolda gördüğünde ‘’ Merhaba komiserim.Olay mı var yine ?’’ diyen bile oluyor.

Komiser Orhan kimliğinin üstünüze yapışması , yeni  projelerde zorluk yaratmıyor mu?

Benim için zor değil ama izleyenler için zor elbette.Her sevda bir veda  adında bir diziye başlamıştık.Orda ben zengin bir işyeri sahibini oynuyordum.Ama 4 bölüm sürdü.Yayından kaldırıldı.Orada bu role bürünmek de zorluk yaşamadım. Nihayetinde,bu bizim işimiz ve  bu nedenle eğitim aldık. Her rolün altından kalkmak zorundayız Yine de , insanlar bana ‘’Baş Komiserim ‘’ demeye devam ettiler.Belli bir rolü uzun süre oynadığınızda insanlar sizi öyle kabulleniyor kısacası.Erol Taş neden kötü bilinir ,çünkü kötü adamı oynamıştır ya da Hulusi Kentmen neden iyidir ,hep babacan ve  iyi adamı oynamıştır.Ama bu bakış açısı televizyonda böyle,tiyatroda değil…

Televizyon mu ,tiyatro mu?

Tiyatro çok özel ve kutsal bir yer.Tiyatro oyuncunun er meydanıdır. Tiyatroda siyasal ve  sosyal zamanı ve karakteri çözersin ve yönetmenle birlikte ortaya bir şey çıkarır ve oynarsınız.Yaklaşık olarak 1 -1.5 ay çalışırsın, prova yaparsın  ve 500 kişinin önüne çıkarsın.Tam ve muhteşem bir  prömiyer yaparsın ve biter.  
Televizyonda  ise  rolünü iki günde ezberler ve çekimini yaparsın.Televizyonda her şey daha hızlı akıyor.

Oynadığınız karakter sizi etkiliyor mu?

Eskisi kadar değil.Özellikle evli ve çocuklu olunca olmuyor artık.Eskiden karakterden etkilenip belli yerlerde öyle davrandığım oluyordu.Ama şimdi oyun bitince eve gidip evle ve çocukla uğraşıyorsunuz yani kalkıp da onlara da o karaktermiş gibi davranamıyorsunuz.

Biraz da evlilik ve aşk hayatı o zaman…

Eşim de oyuncu aynı tiyatrodayız ama benden daha genç.Ben daha eski jenerasyonum tabii ki.8 senedir evliyim.

Çocuk sizin oynadığınız karakterlerden etkileniyor mu ?

Şu an 5 yaşında çok anlamıyor ama insanlar dışarıda bana baş komiserim dediğinde , soruyor hemen.’’Baba sen polis misin, neden öyle diyorlar ?’’diye.Açıkçası çok da izletmemeye çalışıyoruz diziyi.Zaten dizinin başlama saatinde uyumuş oluyor.

Eşinizle aynı yerde çalışmak zor değil mi?

Hayır hatta çok da keyifli.İlk oyunumuz  ‘’İki Efendinin Uşağıydı’’ .  Carlo Goldoni’nin İtalyan komedi tiyatrosu oyunudur ve oldukça da hareketlidir.Oyunda bir arkadaşımız ayrılınca onun yerine eşim girdi.Hem ben ,hem de tüm ekip eşime destek olduk.9 ya da 12 oyun oynadık.Sonrasında ‘’Canlı Maymun Lokantası’’ oynadık ,orda da çok keyif aldık.

Şu an tiyatroda neler var ve yeni bir proje var mı?

Mayısın ikinci haftası tiyatro sezonu biter ve yeni sezon hazırlıkları yapılır.Eskişehir’den üniversiteden dönem arkadaşlarımdan biri , ‘’IV.Frank’’ adlı bir oyun yapacak.Geçen sezondan ‘’Çıkmaz Sokak Çocukları, Yalancı,Kıl Çadırları Düşü’’ var ancak ben bunlarda görevli değilim.

Kanıt dizisinden sonra ‘’suç işlesem asla yakalanmam artık’’ diyebilir misiniz?

Allah göstermesin.Asla,bir insana zarar vermek gibi bir düşüncem yok.Öte yandan  Türkiye’de seri katil de olunmuyor.Biz daha heyecanlı bir toplumuz.’’Arkadaş neye baktın ‘’ diyerek yekten olaya giren bir milletiz.Oturup cinayetler serisi tasarlamak ,çok da bizim işimiz değil bence.

Ölmeden önce oynamak istediğiniz bir rol var mı?


‘’Bilmem sizin beni görmek istediğiniz, bir rol var mı sizce neyi oynayabilirim?’’  diye soruyor sevgili Engin Benli bana.’’Bence her şeyi oynayabilirsiniz’’ diye yanıtlıyorum hemen.’’Aynen öyle.O nedenle spesifik bir şey yok.Ben oyuncuyum ve her şeyi oynayabilirim.’’
Samimi ve keyifli sohbet için kendisine teşekkür ediyorum.Sevgiler…
                                                                                                                                             Elif AKINCI



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder