Televizyon ekranlarının kaçırılmadan izlenen
dizisi Kanıt, her bölüm yepyeni bir konuyla izleyicileri ekrana bağlamaya devam
ediyor. Baş komiser Orhan ve Komiser Selim her hafta başka bir
cinayeti çözmeye çalışıyorlar. Kriminal Laboratuvarda değerlendiren Gamze ile
Adli Tıp'ta cesetlere otopsi yapan Doktor Ece bulunan delillerle cinayetlerin
çözülmesine yardımcı oluyorlar. Prof. Dr. Sevil Atasoy ise işlenen cinayetlerin
çözülmesinde yardımcı olan teknikleri ve bunların tarihsel gelişimini ise
anlatıyor.Her bölümü sürükleyici ve aksiyon
dolu olan dizinin oyuncularından Engin Benli (Komiser Orhan) ile özel yaşamı
ve dizi üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdim.
Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?
Aslında bu
serüveni başlatan annemdir.Meslek lisesi torna tefsiye bölümü mezunuyum. İlk
okuldan beri yaz tatillerinde ,aileme destek olma amaçlı çalışmam gerekiyordu.Ailem
de meslek öğreneyim diye , eskiden İzmir’de mahalle aralarında bulunan torna
atölyelerine gönderirdi beni.Oraya gider ve çalışırdım. Bir süre bu devam etti.
Daha farklı
işlerde de çalıştıktan sonra teyzemin oğlu ve eniştem ile çalışmaya başladım.Pazarcılık
ve peynircilik işi ile uğraşıyorlardı..Yavaş
yavaş onlarla birlikte pazara çıkmaya başladım.Çok da keyifliydi
açıkçası.Yaklaşık 18 yaşındaydım. Erken yaşta hayatı, yaşamayı ve para
kazanmayı öğrendim.Tabi insanlarla iletişim kurmayı onları ikna etmeyi de
öğrendim.Bir yerden sonra insanlar sevimliliğime ve enerjime gelmeye başladı.Neredeyse
peynirin kalitesi sorgulanmaz oldu.İyi satışlar yaptığımı söyleyebilirim.Gençliğin
verdiği bir şey sanırım bu.
Bir sabah
annem televizyonda İzmir devlet tiyatrosunun oyuncu aradığını öğreniyor. Tiyatroda
kurs veriliyormuş ve devlet tiyatrosunda da sözleşmeli figuran olarak
çalıştırıyorlarmış.Annem benden habersiz gidip benim için tiyatro ile konuşmuş.Tiyatro
ile annem sayesinde tanıştım.Daha sonra Eskişehir'de Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdim. Profesyonel olarak,Ankara Devlet Tiyatrosu'nda
oyuncu olarak başladım. 1995-1997 yılları arasında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda
"stajyer sanatçı" olarak görev yaptım. Kuruluşundan bu yana, İzmit Şehir Tiyatrosu’nda
oyuncu olarak görev alıyorum.
Yetenekli olduğunuzu biliyor muydunuz?
Aslında ben
taklit yapmayı daha çok seviyordum.Bu merakım ilkokul 4 . sınıfta birden bire
ortaya çıktı.Çocukken hep bir kimlik bulma telaşı vardır.Ben de, okula her
girdiğimde bocalardım bir süre.Ortaokul ve lisede okurken de çevremdekilerle
çok iyi iletişim kuramıyordum.Biraz çekingenlik vardı.Ancak şarkı söylemekle,taklit
yapmakla birden popülaritem arttı.Zamanla kendimi bulmaya başladım.İçimdeki
heyecanın ve enerjinin gittikçe büyümeye başladığını hissettim.
Evet
kesinlikle. Matematik,fizik gibi derslerde başarılı olamazken,beden eğitimi,
resim, müzik gibi derslerim hep çok iyiydi. Matematik ne kadar keyifli gelse de
, çok başarılı değildim. Ortaokul ve lisede de hep tiyatro kolunda görev
alırdım.Resmi de çok severdim.Bir dönem sporla da ilgilendim.İzmir Göztepede
basketbol takımındaydım.Hatta eskrimle
de uğraşmışlığım vardır.
Bunu oldukça şaşırtıcı bulduğunu
söylemeliyim.Çoğu insan daha epeden ya
da flöreden bihaber…
Çok doğru
ama benim eskrimde şampiyonluğum bile var.Eskrimi üniversitede öğrendim ve
hemen üniversiteler arası şampiyonalara girdim.O dönemden kalma halen
sakladığım bir kupam var.Bu dalı bana Zeki Tümlü adlı hocam sevdirmiştir.
Bunların tiyatroya katkısı oldu mu?
Bu kadar şey
yaptıktan sonra şunu söyleyebilirim ki ; kendimi tiyatroda buldum.Kendimi en
iyi tiyatro ile ifade edebiliyorum.Daha önce çok sayıda oyunda oynadım. Oynadığınız
rollere hazırlanırken o kişiyi ve karakterin mesleğini araştırmanız ve o olmaya
çalışmanız gerekiyor.Bir polisi oynayacaksanız, silahı nasıl tutar, nasıl
davranır,bir dansçıyı oynayacaksanız ,dansçının hayatı nasıldır ya da nasıl
dans eder bilmelisiniz. Bunları rolleri oynamak gençliğimdeki uğraşlarım
nedeniyle daha kolay oldu benim için.
Örneğin ; üç kuruşluk opera adlı oyunda hem şarkı
söylemek, hem dans etmek, hem de oyun oynamak durumundasınız .Zamanında sporla
uğraştığım için bu eforu sarf edebiliyorum rahatlıkla.Don Juan ya da Hamlet
oynarken de eskrim oldukça işime yaramıştı.Kısacası, resim müzik ,dans ve hatta
eskrim gibi bazı spor dalları hep tiyatronun içinde var olan şeyler.Zamanında
yaptıklarımın beni tiyatroya hazırladığını
düşünüyorum.Tüm bu uğraşlarımın hepsini tek bir çatı altında bulabildiğim yer
tiyatroydu.
Kanıt dizisine nasıl başladınız?
Tiyatro
sezonu kapandığında Abdullah Oğuz’dan bir teklif geldi Üç ay ,on üç bölümlük bir
dizi olması düşünülürken tam 3 yıl sürdü.İyi de oldu.Dizi müthiş rağbet aldı .
Uzun yıllar tiyatroda varsınız aslında…Bir
dizi ile ünlemek nasıl bir duygu?
Sayısız
tiyatro oyununda oynamama rağmen dizi ile ünlenmek şaşırtıcı olan aslında.Yazık
ki ; oyuncu olarak hayatınızın bir döneminde o kara kutunun içine girmeniz
gerekiyor. Oysa şimdiye
kadar Kral Lear ,Kafesten Bir Kuş Uçtu (Guguk Kuşu),İkinin Biri,Irk Bitiğ,İki Efendinin
Uşağı,Tartuffe ,Karar Kimin,Yaşar Ne
Yaşar Ne Yaşamaz,Barış,Azizname,Bahar Noktası,Bir Şehnaz Oyun,Don juan, Canlı Maymun Lokantası ,Sokağa Çıkma
Yasağı,Hakimiyet-i Milliye Aşevi,Roberto Zucco,Hamlet,Bin Varmış Hiç Yokmuş,Hayvan Çiftliği,Vişne Bahçesi,Kaç Baba Kaç,Hüznün Çoşkusu Altında ,Tılsım,Gölgenin Canı Palyaçolar ve Kuvay-i Milliye adlı oyunlarda oynadım.Ama insanlar beni Komiser
Orhan olarak tanıyorlar.Yolda gördüğünde ‘’ Merhaba komiserim.Olay mı var yine
?’’ diyen bile oluyor.
Komiser Orhan kimliğinin üstünüze yapışması ,
yeni projelerde zorluk yaratmıyor mu?
Benim için zor değil ama
izleyenler için zor elbette.Her sevda bir veda adında bir diziye başlamıştık.Orda ben zengin
bir işyeri sahibini oynuyordum.Ama 4 bölüm sürdü.Yayından kaldırıldı.Orada bu
role bürünmek de zorluk yaşamadım. Nihayetinde,bu bizim işimiz ve bu nedenle eğitim aldık. Her rolün altından
kalkmak zorundayız Yine de , insanlar bana ‘’Baş Komiserim ‘’ demeye devam
ettiler.Belli bir rolü uzun süre oynadığınızda insanlar sizi öyle kabulleniyor
kısacası.Erol Taş neden kötü bilinir ,çünkü kötü adamı oynamıştır ya da Hulusi
Kentmen neden iyidir ,hep babacan ve iyi
adamı oynamıştır.Ama bu bakış açısı televizyonda böyle,tiyatroda değil…
Televizyon mu ,tiyatro mu?
Tiyatro çok
özel ve kutsal bir yer.Tiyatro oyuncunun er meydanıdır. Tiyatroda siyasal ve sosyal zamanı ve karakteri çözersin ve
yönetmenle birlikte ortaya bir şey çıkarır ve oynarsınız.Yaklaşık olarak 1 -1.5
ay çalışırsın, prova yaparsın ve 500
kişinin önüne çıkarsın.Tam ve muhteşem bir
prömiyer yaparsın ve biter.
Televizyonda ise
rolünü iki günde ezberler ve çekimini yaparsın.Televizyonda her şey daha
hızlı akıyor.
Oynadığınız karakter sizi etkiliyor mu?
Eskisi kadar
değil.Özellikle evli ve çocuklu olunca olmuyor artık.Eskiden karakterden etkilenip
belli yerlerde öyle davrandığım oluyordu.Ama şimdi oyun bitince eve gidip evle
ve çocukla uğraşıyorsunuz yani kalkıp da onlara da o karaktermiş gibi davranamıyorsunuz.
Biraz da evlilik ve aşk hayatı o zaman…
Eşim de
oyuncu aynı tiyatrodayız ama benden daha genç.Ben daha eski jenerasyonum tabii
ki.8 senedir evliyim.
Çocuk sizin oynadığınız karakterlerden
etkileniyor mu ?
Şu an 5
yaşında çok anlamıyor ama insanlar dışarıda bana baş komiserim dediğinde ,
soruyor hemen.’’Baba sen polis misin, neden öyle diyorlar ?’’diye.Açıkçası çok
da izletmemeye çalışıyoruz diziyi.Zaten dizinin başlama saatinde uyumuş oluyor.
Eşinizle aynı yerde çalışmak zor değil mi?
Hayır hatta
çok da keyifli.İlk oyunumuz ‘’İki
Efendinin Uşağıydı’’ . Carlo Goldoni’nin
İtalyan komedi tiyatrosu oyunudur ve oldukça da hareketlidir.Oyunda bir
arkadaşımız ayrılınca onun yerine eşim girdi.Hem ben ,hem de tüm ekip eşime destek
olduk.9 ya da 12 oyun oynadık.Sonrasında ‘’Canlı Maymun Lokantası’’ oynadık ,orda
da çok keyif aldık.
Şu an tiyatroda neler var ve yeni bir proje
var mı?
Mayısın
ikinci haftası tiyatro sezonu biter ve yeni sezon hazırlıkları yapılır.Eskişehir’den
üniversiteden dönem arkadaşlarımdan biri , ‘’IV.Frank’’ adlı bir oyun yapacak.Geçen
sezondan ‘’Çıkmaz Sokak Çocukları, Yalancı,Kıl Çadırları Düşü’’ var ancak ben
bunlarda görevli değilim.
Kanıt dizisinden sonra ‘’suç işlesem asla
yakalanmam artık’’ diyebilir misiniz?
Allah
göstermesin.Asla,bir insana zarar vermek gibi bir düşüncem yok.Öte yandan Türkiye’de seri katil de olunmuyor.Biz daha
heyecanlı bir toplumuz.’’Arkadaş neye baktın ‘’ diyerek yekten olaya giren bir
milletiz.Oturup cinayetler serisi tasarlamak ,çok da bizim işimiz değil bence.
Ölmeden önce oynamak istediğiniz bir rol var
mı?
‘’Bilmem
sizin beni görmek istediğiniz, bir rol var mı sizce neyi oynayabilirim?’’ diye soruyor sevgili Engin Benli bana.’’Bence her
şeyi oynayabilirsiniz’’ diye yanıtlıyorum hemen.’’Aynen öyle.O nedenle spesifik
bir şey yok.Ben oyuncuyum ve her şeyi oynayabilirim.’’
Samimi ve keyifli sohbet için
kendisine teşekkür ediyorum.Sevgiler…
Elif
AKINCI

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder