‘’Who knows where the winds will blow us, only a
fool would say
Who knows if we’ll ever reach the shore
Follow a rising sun with eyes that may only stare
What kind of fire will burn us there? What kind of fire?
Only a fool would say
Who knows if we’ll ever reach the shore
Follow a rising sun with eyes that may only stare
What kind of fire will burn us there? What kind of fire?
Only a fool would say
La Sagrada
Falilia the wind has changed the storm is over
La Sagrada Familia for the lion and the lamb
La Sagrada Familia we thank the lord the danger’s over
La Sagrada Familia there’s peace throughout the land’’
La Sagrada Familia for the lion and the lamb
La Sagrada Familia we thank the lord the danger’s over
La Sagrada Familia there’s peace throughout the land’’
80 ‘ lerin Progressive ve
Senfonik rock sevmeyenlerine hiç de tanıdık gelmeyecek olan şarkı sözü İngiliz
bir gruba , Alan Parsons Project’ e ait. 1987 yapımı Gaudi albümleri Katalan mimar Antoni Gaudi'ye ithaf edilmiştir, aynı
şekilde albümün en dikkat çekici parçası olan La Sagra da Familia ‘da Gaudi'nin halen bitirilememiş olan kilisesini anlatır.
SAGRA DA FAMILIA
Barcelona’ya yolunuz
düştüğünde muhakkak ziyaret edeceğiniz kilisenin öyküsü oldukça ilginç. İlk gördüğümde ‘’Bitmeyen
Kilise olur mu ?’’ diyerek hayrete düştüğüm Sagra da Familia'nın hikayesi
1882'de başlıyor. Yapının ilk mimarı Francisco de Paula
del Villar ile
kilisenin destekçileri arasında süren anlaşmazlıklar sonucunda Gaudi, projeye
1883 yılında dahil oluyor. O günden ölümüne dek kariyerini bu yapıya vakfeden
Gaudi, yüzyıllık tamamlanmama sürecini öngörmüş müdür bilinmez ama 43 yıl süren
çalışması için sorulan sorulara "işverenim aceleci değil"
cevabını vermiş.
Uzun ve sancılı bir çalışmanın ürünü olan Sagra da Familia ‘nın
tamamlanma projesi sanatçılardan mimarlara farklı kesimlerden tepki görmüştü.
Salvador Dali "Projeyi sanatçısı olmadan devam ettirmeyi düşünmek bile
ihanettir, bırakın kentin ortasında çürüyen bir diş gibi kalsın" demiş,
Katalan ressam Antoni Tapies ise projeyi "mimari ve dini bir hata"
olarak nitelemişti.
Bunların karşısında inşaatın sürmesini
destekleyenler ise "bir binaya resim muamelesi yapılamaz" karşılığını
veriyordu. Mimar ölse de projenin ölmediğini söyleyen mimarlık okulu profesörleri
Gaudi'nin kendisinin de bu projeyi tamamlayamayacağını öngördüğünü, mimarı
kutsallaştırmak için değil ama projeye saygı göstermek için kilisenin
tamamlanması gerektiğini savunuyordu.
Sagra da familia’ya da diğer her yere
ulaşımda kullanabileceğiniz gibi taksiyi öneriyorum.Zira her yer birbirine çok
yakın ve taksiler gerçekten ucuz.Yapının etrafını gezerseniz ufak kafeler ve
sokak satıcıları gözünüze çarpacaktır.Bir kafede expresso içerken bu müthiş
mimariyi izlemek hiç de kötü bir fikir değil inanın.Buradan ünlü Park Güell ‘e
gidebilirsiniz.Ancak güneşi batırmamış olmanızı tavsiye ediyorum.Çünkü çizgi
filmlerden fırlamış gibi duran bu eğlenceli ve görkemli parkın önünde gerçekten
uzun bir kuyruğa girecek ve
biletmatiklerin önündeki görevlilerin bilet almanıza yardım etmelerini ve park
hakkında bilgi vermelerini bekleyeceksiniz.
PARK
GUELL

Gaudi’nin zengin hayal gücünü ve dehasını yansıtan eserlerinden
izler taşıyan Park Güell 1866’da destekçisi Eusebi Güell tarafından
yaptırılmıştır. Güell paradan
kaçınmamış ve ortaya muhteşem bir iç dekorasyona sahip, sıra dışı bir saray
yavrusu çıkmış. Gaudi, Parc Güell’i İngiltere ve Fransa gibi ülkelerdeki geniş
bahçeli malikanelere özenen, bahçe şehir tarzı bir yerleşimle doğaya, sağlıklı
bir yaşama geçip, büyük şehrin sorunlarından kaçmaya çalışan Kont Güell için
tasarlamış. UNESCO’nun Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Parc Güell’de
60 ev yapilmasi
tasarlanırken, hem Gaudi'nin beklenmedik ölümü, hem de burada yaşamaya gücü
yetecek Barcelona halkının mekanı şehre fazla uzak ve Gaudi'nin tasarımlarını da gereğinden fazla cüretkar bulması sonucu,altmış evden sadece
iki tanesi yapılabilmiş. Bunlardan biri şu anda müze olarak kullanılan
Gaudi’nin 1906-1926 arası yaşadığı ev. Parkın ortasındaki alanı çevreleyen
renkli mozaik bank dünyanın en uzun oturma grubu olarak geçiyor. O zamanın
şartlarına göre ulaşımın zorluğu, Gaudi’nin eserlerinin insanların bazıları
tarafından garip karşılanması, I. Dünya Savaşı derken proje suya düşmüş,
ardından da halka açık bir park haline gelmiş bu yer.
Park, bir tepede yer alıyor.Dolayısıyla muhteşem bir
manzaraya sahip.Gaudi’nin renk renk mozaiklerle süslü tasarımları, parkı
oldukça eğlenceli ve büyülü bir yer haline getiriyor. Bunların aralarından
kıvrılarak uzayıp giden ve geniş bir meydanı sarmalayan bir bank, ağzından su
akıtan devasa bir kertenkele seklindeki bir çeşme, eğik sütunların taşıdığı,
kocaman mozaik göbeklerle süslü, masalsı
alan ve , Hanselle Gretel’in şekerlemelerini yediği cadının evine
benzeyen şekerden evler ,tuhaf dar
yollar ve geçitler var.
picasso nun
gençlik yıllarını geçirdiği Barcelona’da
bu parka sık sık geldiği bilinir. bu parktan ve özellikle mozaik süslemelerdeki
renk çeşitliliğinden aldığı etkinin onun ileride Kubizm 'in başlangıcı
sayılan kolaj çalışmalarında kendini gösterdiğini görürüz.Bunun için hemen
şehrin merkezinde ara sokaklardan kıvrıla kıvrıla giden yollardan birinin
sonunda ulaşabileceğiniz Picasso Müzesi’ni ziyaret etmelisiniz.
PICASSO MÜZESİ
“Küçük bir
çocukken annem bana şöyle demişti: ‘Eğer asker olursan general olacaksın, rahip
olursan Papalığa yükseleceksin.’ Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak
kaldım.” Ve ne iyi ki ; Picasso ressam olmuş ve
gözümüzü,beynimizi ve ruhumuzu açmış.
Thomas
Edisonun "dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksan
dokuzu terdir." sözünün kanlı canlı kanıtı sayılabilecek olan müze ilk olarak Pablo diego josé francisco de paula juan nepomuceno maría de los remedios
cipriano de la santísima trinidad ruiz y picasso tarafından doğduğu yer
olan Malaga'da kurulmak istenmiş, ama Barcelona daha cazip gelmiş. kendisi de müzeyi buraya kurmuştur.
Müze 1963 yılında açılmıştır, içerisinde Pablo Picasso'nun
3500'den fazla eseri sergilenmektedir. Sanatla haşır neşir olanların kesinlikle uğrak yerlerinden birisi olmadır, çünkü Pablo Picasso'nun ilk eserleri de müzede sergilenmektedir.Eğer yeterli derecede İngilizceniz varsa ya da İngilizce sınavlarında sıklıkla karşılaştığımız ‘’ Listening ‘’ tarzı bir pratik yapmak isterseniz müzenin girişinde biletinizi alıp telefon kiralayabiliyorsunuz. Telefonda resim ve porselenlerin yanında yazan numaraya tıkladığınızda o numaraya ait kaydı dinleyebiliyorsunuz.
Yok benim sanatla filan işim olmaz diyenlerdenseniz, müzenin önündeki dar sokakta amatör, karga sesli bir sürü gitar çalan gençler bulunmaktadır; onları dinleyin derim. belki onlar sayesinde sanata ilgi duyabilirsiniz.Picasso müzesinden hoşlanmadıysanız (!) sizi Gotik mimarinin görkemli eserlerinden birine yönlendirmem gerekli.Neredeyse dip dibe bulunuyorlar çünkü.
SANTA MARIA DEL MAR KİLİSESİ
Picasso müzesini gezmeye gidecekseniz Santa Maria Del Mar kilisesine de
uğramayı unutmayın. Çünkü bu iki bina birbirine çok yakın. Kilise her ne kadar
yangında çok zarar görmüş ve önemli pek çok eserini yitirmiş olsa da görmeye
değer bir kilisedir. Kilise 14. Yüzyılda inşa edilmiştir ve deniz
kenarında yer almaktadır. İnşası ise La Ribera sakinleri tarafından yapılmıştır.Gotik
mimariyi sevdiyseniz bir başka katedrali de ziyaret etmeniz gerekecek.
BARCELONA KATEDRALİ
Şehrin göbeğinde yer alan ,Barcelona
katedrali Romalılar zamanında şehit olan Eulalia of Barcelona’ya adanmıştır.
Katedrale adını veren bu şahsın hikayesi ise oldukça ilginçtir. Bahar ayında Romalılar
tarafından Eulalia çırılçıplak soyularak sokak ortasında bir yere bağlanmış ve
orada ölüme terk edilmiştir. Ancak beklenmedik bir şekilde ve mevsim bahar
olmasına rağmen yağan kar onun tüm vücudunu kaplamış ve onu korumuştur. Bunu
gören Romalılar çok sinirlenir ve içi bıçaklarla dolu bir varilin içine
kapatırlar Eulalia’yı. Şuan Eulalian’ın mezarı katedralin içerisinde yer
almaktadır. Barcelona katedrali içinde Türkleri
ilgilendiren de bir şapel vardır. Şapellerden biri Christ of Lepanto’ya
adanmıştır. 1571 yılında gerçekleşen leponto savaşı esnasında kullanılan bir
gemide yer alan haç vardır burada. O dönemki katalan efasanesine göre geminin
gövdesi savaşta son anda kurtulmuştur ve bu durumun Osmanlıların savaşta
yenileceğine işaret olarak algılanmasına neden olmuştur.Kurulduğu yer
anlamında merkezi olsa da buradan gidilmesi gereken pek çok kestirme ara cadde
var.
Ara caddelere araçla girmek
imkansız olduğu için üstü açık son model bir bisiklet kiralamak daha cazip
gelebilir.Ve bu bisikletler sizi 30 euro karşılığı 1 saat gezdirebilir ve
rehberlik edebilir.İstediğiniz yapının önünde durabilir ve şöförden bilgi
alabilirsiniz.Zafer Takı’nı şöförümden dinlemek çok daha akıllıca geldi.Ne de
olsa halis mulis Katalan..
Zafer Takı kırmızı
tuğlalardan yapılmış, üzerinde çeşitli heykellerin yer aldığı İspanya da ilk
defa 1888 yılında düzenlenen evrensel serginin giriş kapısı olarak inşaa
edilmiş. Parc de la Ciutadella'ya açılan bu kapı arkasında etrafında ağaçlar
olan uzun bir yol var.Artık acıktınız mı ya da sadece antika para ya da
kitap mı almak istiyorsunuz? Gideceğiniz yer Plaça Reial..
PLAÇA REIAL
Barselona’da La Rambla gezinize dahil edebileceğiniz Plaça Reial, La Rambla da iniş yönünde
sol tarafta bulunur. Tarz olarak biraz Küba’yı andıran bu meydanda pek çok restoran
ve bar var.Gündüz belli saatlerde antika eşyaların satıldığı meydanda eski
paralar ya da kitaplar satın alabilirsiniz.Ama benim size tavsiyem Rossini
Pezzeria Ristorante ‘nin muhteşem tatlarından faydalanmanız yönünde.İspanyolların
da pizza yapabildiğini göreceksiniz.
Buradan Flemenko izlemeden
gitmeyeceğinize göre gerçekten Endülüs’ten sonra izleyebileceğiniz en iyi
Flemenko gecesine sahip tek yer olan El Cordobes Flamenco ‘ya gitmelisiniz.Yer
bulamama ihtimaline karşı önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ediyorum.
Flemenko sizi çok açmadıysa (!)
Barcelona’nın ünlü Port Vell Liman bölgesine gidebilirsiniz.Pek çok deniz
mahsülü restoranı ve barı olan limanda, yazık ki ; bölgenin çehresini bozduğunu
düşündüğüm Arap Nargile kafeleri doluşmuş durumda.
ŞİMDİ TRIPADVISER VE TRIPOSO VB UNUTUN… ÇOK CİDDİ 3 TAVSİYE…
Tapas yiyebileceğiniz en iyi mekan
Euskal Etxea,
Paella ve Percebes benzeri deniz
ürünleri için tek adres Botafumerio
Barcelona



Ve kalmaktan korkunç mutlu
olacağınız tek otel El Palace Hotel
Barcelona
DİĞER BARCELONA GEZİMDE AYRINTILANDIRACAĞIM VE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER
;
Casa Mila
Poble Espanyol
Tibidabo
Fundacio
Joan Miro
Castell de
Montjuic
Casa Batllo
Plaça De Catalunya Meydanı
Torre Agbar Gökdeleni ( gece )
Figueres ve Girona (Dali Müzesi )




Bir
sonraki seyahatte görüşmek üzere.Yörüngede kalın ..;)


































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder