30 Ocak 2016 Cumartesi

GAUDİ PİCASSO'YA TAPAS YEDİRİRSE DALİ NE YAPMAZ...

‘’Who knows where the winds will blow us, only a fool would say
Who knows if we’ll ever reach the shore
Follow a rising sun with eyes that may only stare
What kind of fire will burn us there? What kind of fire?
Only a fool would say
La Sagrada Falilia the wind has changed the storm is over
La Sagrada Familia for the lion and the lamb
La Sagrada Familia we thank the lord the danger’s over
La Sagrada Familia there’s peace throughout the land’’

80 ‘ lerin Progressive ve Senfonik rock sevmeyenlerine hiç de tanıdık gelmeyecek olan şarkı sözü İngiliz bir gruba , Alan Parsons Project’ e ait. 1987 yapımı Gaudi albümleri Katalan mimar Antoni Gaudi'ye ithaf edilmiştir, aynı şekilde albümün en dikkat çekici parçası olan La Sagra da Familia da Gaudi'nin halen bitirilememiş olan kilisesini anlatır.

SAGRA DA FAMILIA


Barcelona’ya yolunuz düştüğünde muhakkak ziyaret edeceğiniz kilisenin öyküsü oldukça ilginç. İlk gördüğümde ‘’Bitmeyen Kilise olur mu ?’’ diyerek hayrete düştüğüm Sagra da Familia'nın hikayesi 1882'de başlıyor. Yapının ilk mimarı Francisco de Paula
 del Villar ile kilisenin destekçileri arasında süren anlaşmazlıklar sonucunda Gaudi, projeye 1883 yılında dahil oluyor. O günden ölümüne dek kariyerini bu yapıya vakfeden Gaudi, yüzyıllık tamamlanmama sürecini öngörmüş müdür bilinmez ama 43 yıl süren çalışması için sorulan sorulara "işverenim aceleci değil" cevabını vermiş.
Uzun ve sancılı bir çalışmanın ürünü olan Sagra da Familia ‘nın tamamlanma projesi sanatçılardan mimarlara farklı kesimlerden tepki görmüştü. Salvador Dali "Projeyi sanatçısı olmadan devam ettirmeyi düşünmek bile ihanettir, bırakın kentin ortasında çürüyen bir diş gibi kalsın" demiş, Katalan ressam Antoni Tapies ise projeyi "mimari ve dini bir hata" olarak nitelemişti.
 Bunların karşısında inşaatın sürmesini destekleyenler ise "bir binaya resim muamelesi yapılamaz" karşılığını veriyordu. Mimar ölse de projenin ölmediğini söyleyen mimarlık okulu profesörleri Gaudi'nin kendisinin de bu projeyi tamamlayamayacağını öngördüğünü, mimarı kutsallaştırmak için değil ama projeye saygı göstermek için kilisenin tamamlanması gerektiğini savunuyordu.
Sagra da familia’ya da diğer her yere ulaşımda kullanabileceğiniz gibi taksiyi öneriyorum.Zira her yer birbirine çok yakın ve taksiler gerçekten ucuz.Yapının etrafını gezerseniz ufak kafeler ve sokak satıcıları gözünüze çarpacaktır.Bir kafede expresso içerken bu müthiş mimariyi izlemek hiç de kötü bir fikir değil inanın.Buradan ünlü Park Güell ‘e gidebilirsiniz.Ancak güneşi batırmamış olmanızı tavsiye ediyorum.Çünkü çizgi filmlerden fırlamış gibi duran bu eğlenceli ve görkemli parkın önünde gerçekten  uzun bir kuyruğa girecek ve biletmatiklerin önündeki görevlilerin bilet almanıza yardım etmelerini ve park hakkında bilgi vermelerini bekleyeceksiniz.
PARK GUELL

Gaudi’nin zengin hayal gücünü ve dehasını yansıtan eserlerinden izler taşıyan Park Güell 1866’da destekçisi Eusebi Güell tarafından yaptırılmıştır.  Güell paradan kaçınmamış ve ortaya muhteşem bir iç dekorasyona sahip, sıra dışı bir saray yavrusu çıkmış. Gaudi, Parc Güell’i İngiltere ve Fransa gibi ülkelerdeki geniş bahçeli malikanelere özenen, bahçe şehir tarzı bir yerleşimle doğaya, sağlıklı bir yaşama geçip, büyük şehrin sorunlarından kaçmaya çalışan Kont Güell için tasarlamış. UNESCO’nun Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Parc Güell’de  60 ev yapilmasi tasarlanırken, hem Gaudi'nin beklenmedik ölümü, hem de burada yaşamaya gücü yetecek Barcelona halkının mekanı şehre fazla uzak ve Gaudi'nin tasarımlarını  da gereğinden fazla cüretkar bulması sonucu,altmış evden sadece iki tanesi yapılabilmiş. Bunlardan biri şu anda müze olarak kullanılan Gaudi’nin 1906-1926 arası yaşadığı ev. Parkın ortasındaki alanı çevreleyen renkli mozaik bank dünyanın en uzun oturma grubu olarak geçiyor. O zamanın şartlarına göre ulaşımın zorluğu, Gaudi’nin eserlerinin insanların bazıları tarafından garip karşılanması,  I. Dünya Savaşı derken proje suya düşmüş, ardından da halka açık bir park haline gelmiş bu yer. 
Park, bir tepede yer alıyor.Dolayısıyla muhteşem bir manzaraya sahip.Gaudi’nin renk renk mozaiklerle süslü tasarımları, parkı oldukça eğlenceli ve büyülü bir yer haline getiriyor. Bunların aralarından kıvrılarak uzayıp giden ve geniş bir meydanı sarmalayan bir bank, ağzından su akıtan devasa bir kertenkele seklindeki bir çeşme, eğik sütunların taşıdığı, kocaman mozaik göbeklerle süslü, masalsı  alan ve , Hanselle Gretel’in şekerlemelerini yediği cadının evine benzeyen şekerden evler ,tuhaf dar  yollar ve geçitler var.

  picasso nun gençlik yıllarını geçirdiği Barcelona’da bu parka sık sık geldiği bilinir. bu parktan ve özellikle mozaik süslemelerdeki renk çeşitliliğinden aldığı etkinin onun ileride Kubizm 'in başlangıcı sayılan kolaj çalışmalarında kendini gösterdiğini görürüz.Bunun için hemen şehrin merkezinde ara sokaklardan kıvrıla kıvrıla giden yollardan birinin sonunda ulaşabileceğiniz Picasso Müzesi’ni ziyaret etmelisiniz.

PICASSO MÜZESİ

Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti: ‘Eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin.’ Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.”  Ve ne iyi ki ; Picasso ressam olmuş ve gözümüzü,beynimizi ve ruhumuzu açmış.
Thomas Edisonun "dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksan dokuzu terdir." sözünün kanlı canlı kanıtı sayılabilecek olan  müze ilk olarak Pablo diego josé francisco de paula juan nepomuceno maría de los remedios cipriano de la santísima trinidad ruiz y picasso tarafından doğduğu yer olan Malaga'da kurulmak istenmiş, ama Barcelona daha cazip gelmiş. kendisi de müzeyi buraya kurmuştur.


Müze 1963 yılında açılmıştır, içerisinde Pablo Picasso'nun 3500'den fazla eseri sergilenmektedir. 
Sanatla haşır neşir olanların kesinlikle uğrak yerlerinden birisi olmadır, çünkü Pablo Picasso'nun ilk eserleri de müzede sergilenmektedir.Eğer yeterli derecede İngilizceniz varsa ya da İngilizce sınavlarında sıklıkla karşılaştığımız ‘’ Listening ‘’ tarzı bir pratik yapmak isterseniz müzenin girişinde biletinizi alıp telefon kiralayabiliyorsunuz. Telefonda resim ve porselenlerin yanında yazan numaraya tıkladığınızda o numaraya ait kaydı dinleyebiliyorsunuz.
Yok beni
m sanatla filan işim olmaz diyenlerdenseniz, müzenin önündeki dar sokakta amatör, karga sesli bir sürü gitar çalan gençler bulunmaktadır; onları dinleyin derim. belki onlar sayesinde sanata ilgi duyabilirsiniz.Picasso müzesinden hoşlanmadıysanız (!) sizi Gotik mimarinin görkemli eserlerinden birine yönlendirmem gerekli.Neredeyse dip dibe bulunuyorlar çünkü.
SANTA MARIA DEL MAR KİLİSESİ
Picasso müzesini gezmeye gidecekseniz Santa Maria Del Mar kilisesine de uğramayı unutmayın. Çünkü bu iki bina birbirine çok yakın. Kilise her ne kadar yangında çok zarar görmüş ve önemli pek çok eserini yitirmiş olsa da görmeye değer bir kilisedir. Kilise 14. Yüzyılda inşa edilmiştir ve deniz kenarında yer almaktadır. İnşası ise La Ribera sakinleri tarafından yapılmıştır.Gotik mimariyi sevdiyseniz bir başka katedrali de ziyaret etmeniz gerekecek.
BARCELONA KATEDRALİ

Şehrin göbeğinde yer alan ,Barcelona katedrali Romalılar zamanında şehit olan Eulalia of Barcelona’ya adanmıştır. Katedrale adını veren bu şahsın hikayesi ise oldukça ilginçtir. Bahar ayında Romalılar tarafından Eulalia çırılçıplak soyularak sokak ortasında bir yere bağlanmış ve orada ölüme terk edilmiştir. Ancak beklenmedik bir şekilde ve mevsim bahar olmasına rağmen yağan kar onun tüm vücudunu kaplamış ve onu korumuştur. Bunu gören Romalılar çok sinirlenir ve içi bıçaklarla dolu bir varilin içine kapatırlar Eulalia’yı. Şuan Eulalian’ın mezarı katedralin içerisinde yer almaktadır. Barcelona katedrali içinde Türkleri ilgilendiren de bir şapel vardır. Şapellerden biri Christ of Lepanto’ya adanmıştır. 1571 yılında gerçekleşen leponto savaşı esnasında kullanılan bir gemide yer alan haç vardır burada. O dönemki katalan efasanesine göre geminin gövdesi savaşta son anda kurtulmuştur ve bu durumun Osmanlıların savaşta yenileceğine işaret olarak algılanmasına neden olmuştur.Kurulduğu yer anlamında merkezi olsa da buradan gidilmesi gereken pek çok kestirme ara cadde var.


Ara caddelere araçla girmek imkansız olduğu için üstü açık son model bir bisiklet kiralamak daha cazip gelebilir.Ve bu bisikletler sizi 30 euro karşılığı 1 saat gezdirebilir ve rehberlik edebilir.İstediğiniz yapının önünde durabilir ve şöförden bilgi alabilirsiniz.Zafer Takı’nı şöförümden dinlemek çok daha akıllıca geldi.Ne de olsa halis mulis Katalan.. 
Zafer Takı  kırmızı tuğlalardan yapılmış, üzerinde çeşitli heykellerin yer aldığı İspanya da ilk defa 1888 yılında düzenlenen evrensel serginin giriş kapısı olarak inşaa edilmiş. Parc de la Ciutadella'ya açılan bu kapı arkasında etrafında ağaçlar olan uzun bir yol var.Artık acıktınız mı ya da sadece antika para ya da kitap mı almak istiyorsunuz? Gideceğiniz yer Plaça Reial..
PLAÇA REIAL



Barselona’da La Rambla gezinize dahil edebileceğiniz Plaça Reial, La Rambla da iniş yönünde sol tarafta bulunur. Tarz olarak biraz Küba’yı andıran bu meydanda pek çok restoran ve bar var.Gündüz belli saatlerde antika eşyaların satıldığı meydanda eski paralar ya da kitaplar satın alabilirsiniz.Ama benim size tavsiyem Rossini Pezzeria Ristorante ‘nin muhteşem tatlarından faydalanmanız yönünde.İspanyolların da pizza yapabildiğini göreceksiniz.
Buradan Flemenko izlemeden gitmeyeceğinize göre gerçekten Endülüs’ten sonra izleyebileceğiniz en iyi Flemenko gecesine sahip tek yer olan El Cordobes Flamenco ‘ya gitmelisiniz.Yer bulamama ihtimaline karşı önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ediyorum.

Flemenko sizi çok açmadıysa (!) Barcelona’nın ünlü Port Vell Liman bölgesine gidebilirsiniz.Pek çok deniz mahsülü restoranı ve barı olan limanda, yazık ki ; bölgenin çehresini bozduğunu düşündüğüm Arap Nargile kafeleri doluşmuş durumda.











ŞİMDİ TRIPADVISER VE TRIPOSO VB UNUTUN… ÇOK CİDDİ 3 TAVSİYE…

Tapas yiyebileceğiniz en iyi mekan Euskal Etxea,












Paella ve Percebes benzeri deniz ürünleri için tek adres Botafumerio Barcelona

 













Ve kalmaktan korkunç mutlu olacağınız tek otel El Palace Hotel Barcelona






 Sangria içmeyin ..:)

DİĞER BARCELONA GEZİMDE AYRINTILANDIRACAĞIM VE GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER ;
Casa Mila
Poble Espanyol
Tibidabo
Fundacio Joan Miro

Castell de Montjuic

Casa Batllo
Plaça De Catalunya Meydanı
Torre Agbar Gökdeleni ( gece )
Figueres ve Girona (Dali Müzesi )











 
 


Bir sonraki seyahatte görüşmek üzere.Yörüngede kalın ..;)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder