Merhaba sevgili okurlar,
Apollonia ve Michael göz göze geldiklerinde, Calo’nun ilk söylediği
cümle ‘’ Sicilyalı kadınlar tabancadan bile tehlikelidir!’’ olmuştu.
Hafızalarımıza gerçek mafyanın ne olduğunu ve ne
yaptığını,nasıl yaşadığını kazıyan , yüzyılın en iyi mafya filminin
repliğinden bahsediyorum elbette.Henüz, Baba
(Godfather ) filmini izlemeyen ya da izleyip de beğenmeyen biriyle
tanışmadım.
Mario Puzo’nun kitabından uyarlanan filmde Corleone
ailesinin hayatı işleniyor.Filmde sıkı sıkıya hayranı olduğum Al Pacino , Don
Vito Corleone’nin oğlu, Michael Corleone ‘yi canlandırıyor.Ailesinin yaptığı
işten hoşlanmayan ve uzaklaşmak için orduya katılan Michael ,sonradan ailesini
düştüğü zor durumdan kurtarabilmek için , işlerin başına geçiyor.Hatta tozu
dumana katıyor da diyebiliriz.
Muazzam gücüne rağmen ,kızının Massimo tiyatrosunun
merdivenlerinde ölümünü engelleyemiyor.. Tiyatro Massimo 1897 yılında yapılmış
ve Avrupa’nın en büyük opera binası konumunda. Bu binanın yapımı için birkaç
kilise pazar ve ev yıkılmış.Başkent Palermo’ya gelmemek ve bir devrin filminin
çekildiği merdivenleri görmemek olmaz tabii.
Elbette Palermo kanlı mafya hesaplaşmalarına ev sahipliği
yapmasıyla tanınsa da , adanın cennet köşesi olarak da tanımlanabilir.Karışık
bir kültür hakim Palermo’ya.Zamanında Roma ,Bizans,Arap ve Normanlar hüküm
sürmüş burada.
Görülmesi gereken bir başka yer de Piazza Pretoria.Meydanda
aslında Floransa için yapılmış heykeller bulunuyor.Zeus,Baküs,Neptün,Hera ve
Zafir bunlardan bazıları..
Avrupa’nın 3. en büyük katedrali olan Palermo Katedrali ve
Ballaro Pazarı görülmesi gereken yerlerden.
Seyahatim sırasında verdiğim en iyi kararın, araba kiralamak
olduğunu bir kere daha anladım.Zira Palermo’yu gezdikten sonra Etna’ya çıkmak
ve Taormina ile Siracuza ya gitmek için hiç zorlanmadım.
Konaklamamı Sicilya’nın en büyük ikinci şehri Katanya’da
yaptım.3 günlük bir gezi düzenlediğim için Katanya’ya 1’er saatlik mesafede
bulunan, Taormina,Siracuza ve Etna’yı ziyaret etmek daha kolay oldu.
M.Ö. 730 yılında kurulmuş ve Bizanslara ,Araplara ve
Normanlara ev sahipliği yapmış bu şehir,17 .y.y. da İspanyollara karşı
özgürlüğünü kazanmış.Ancak 1963 yılında Etna yanardağının patlaması üzerine
yerle bir olmuş.Sonradan yeniden yapılandırılmış bir şehir.Pek çok insana göre
soğuk ve sevimsiz gelse de ,ben Palermo’dan daha çok beğendim.Belki de ‘’old
city’’ tarzında yerleşimleri çok gezdiğim içindir.
Kalmak için pek çok alternatifiniz olsa da , Etna
yanardağına karşı şarabınızı yudumlamak istiyorsanız ,size Una Hotel Palace’yi
öneririm.En üst katında bulunan Etna Roof’ta Sicilya’ya özgü yemekleri
tadabilirsiniz.
Sicilya yemeğine Nera D’avola ile ekstra bir lezzet de
katabilirsiniz. Takip edenler şarap konusundaki hassasiyetimi bilir.İlk masaya
geldiğinde kupaj olduğunu görerek üzüldüğüm,kupaj olmasının yanı sıra shiraz ve cabarnet yüzdesinin de %20 lerde
olduğunu görerek hüsrana uğradığım şarap , meğer muhteşem bir iksirmiş.Benim gibi
kuvvetli şarap tüketenler için , biraz havalandıktan ve bekledikten sonra
muazzam bir aromaya dönüşüyor.
Adını Siracusa
bölgesindeki Avola kasabasından alan özel bir üzüm , Avola karası.Kokusunu
içinize çektiğinizde meyve gibi,tadınca baharat gibi bir iz bırakıyor.Tadı
ekildiği toprağa göre değişkenlik gösteriyor. Etna dışında da yaygın olarak
üretiliyor.
Frapatto,Perriconne,
Carricante, Inzolia ve Grillo gibi üzümler de var elbette.Ancak kırmızı
severler için not düşüyorum , Duty Free’den Avola karası almadan dönmeyin..
Katanya’da şehir
merkezinde , Basilica della
Collegiata,Catania Cathedral, Fontana dell'Elefante, Piazza del Duomo , Via
Etnea görebileceğiniz yerler.Ancak Katanya’ya geldiyeseniz Etna yanardağına
çıkmadan asla dönmemelisiniz.
Etna
Yanardağı, İtalya'nın güney kısımlarında Sicilya'nın doğusunda bulunan ve
Messina'ya yakın olan bir yanardağdır. Şu anki yüksekliği 3329 m olan Etna
yanardağı Avrupa'nın en yüksek yanardağıdır. Yüksekliği püskürtmelerden sonra
sürekli değişiyor. Etna, aynı zamanda kapladığı 1190 km2 lik bir alanla
da İtalya'nın 3 aktif yanardağı arasındaki en geniş alan kaplayan yanardağdır.
Hatta en yakın rakibine genişlikte 2,5 kat fark atmaktadır.Etna hala aktif
olmakla birlikte, dünyanın en aktif yanardağları arasındadır.
Bu muazzam yapı,mitolojiye de konu olmuştur. Efsaneye göre, Zeus Typhon tarafından tutsak alınır. Typhon yüz tane yılan kafasına sahip olan bir canavardır. Zeus'u mağlup eden Typhon, Zeus'un bütün sinirlerini kesip, bunları saklaması için bir ejderhaya teslim eder. Bütün sinirleri kesilmiş Zeus, çaresizce Hermes'ten (hırsızların, dedikodunun tanrısı, tanrıların ulağı) yardım ister. Hermes babasını bu durumdan kurtarır, ejderhadan sinirleri alıp hepsini yerine koyarak Zeus'a gücünü geri verir. Zeus'un intikamı çok şiddetli olur.
Sicilya adası'nı olduğu gibi yerinden kaldırarak Typhon'un tepesine fırlatır. Adanın altında kalan Typhonara’da ateşli nefesini dünyaya salar. İşte bu anlar Etna yanardağı'nın püskürdüğü anlardır.

Püskürmesiyle
korku salan Etna ,hala aktif olduğu için ,yaklaşık 2000 metre yüksekliğe kadar
çıkıp görebileceğiniz yer olan Silvester Kraterine ,arabayla yaklaşık 45 dk da ulaşabilirsiniz.Yanınıza muhakkak
eldiven,içlik,atkı ve bere alarak çıkmanızı öneririm.Bunu en acı yolla
öğrendiğimi belirtmek isterim.Kratere yaklaştıkça rüzgarın keskinliği ve
havanın soğukluğu artıyor, toprak dalgalı lav şeklini alıyor ve kararıyor.Etna
yanardağı ile ilgili videolarımı Youtube üzerinden izleyebilirsiniz.
Hemen kraterin yanındaki kafede şöminenin ya da
ısıtıcıların önünde ısınabilir,bardan sıcak bir kahve alabilirsiniz. Kraterin
soğuğunu atlattıktan ve kendinize geldikten sonra ,kafenin köşesindeki
hediyelik eşya dükkanından yanardağ
toprağından yapılmış çeşitli biblolar,anahtarlıklar ya da magnetler
alabilirsiniz.
Mitolojiye
konu olan tek yer Etna değil elbette. M.Ö. 358 yılında Yunan
kralının zorbalığı ve kötülüğünden kaçan Naxos halkı , okyanus anne ve gökyüzü
babanın kavuştuğu yerde ,yemyeşil bir kara parçası görür ve buraya yerleşir.Eski Sicilyalıların yaşadığı dönemde adı Tauro olan ada,Naxosluların yerleşiminden sonra Taormina olarak anılmaya başlamıştır.
Naxos’lular m.ö.
3’üncü yüzyılda Teatro Greco’yu inşa etmişler. Romalılarca restore edilen tiyatroda
hala gösteriler düzenlenmektedir. Teatro Greco ayrıca, Sicilya kıyıları, İyon
denizi ve Etna Dağı’nın panoramasını izlemek için de ideal bir nokta.Taormina,Teatro
Greco dışında ,harabe şeklinde bulunan ve dönemin aristokratları için inşa
edilen Odeon Tiyatrosuna da bir dönem ev sahipliği yapmış.
Ara sokakları,küçük restoran ve kafeleri ile cıvıl cıvıl ve
canlı bir kasaba olan Taormina , tarih boyunca Goethe’ye, D.H. Lawrence’e,
Evelyn Waugh’a, Domenico Dolce’ye, Stefano Gabbana’ya, Anna Magnani’ye, Sophia
Loren’e, Valeria Solarino’ya, Giancarlo ve Adriano Giannini’ye ilham olmuş.
Burada hediyelik eşya dükkanlarından Sicilya’nın simgesi
olan güneş motifli biblolar alabilir,incecik hamura yapılmış pizzalar
yiyebilir,muhteşem aromalı şaraplar içebilir ve ara sokaklardaki buram buram
sarımsak kokusunu içinize çekebilirsiniz.Ya da iki bina arasında tam tamına bir
insanın sığabileceği dar merdivenleri keşfedebilirsiniz.
Gezilebilecek yerler Corso Umberto,Teatro Greco,Arkeoloji
Müzesi,Palazzo Corvaja Taormina,San Nicola Katedrali,Palazzo Duchi S.Stefano
Taormina,Ortaçağ Kalesi ve Madonna Della Rocca,The Odeon,Taormina Bahçeleri,Archeological
Museum Baglio Anselmi,Giardini-Naxos ve Taormina Plajları olarak sıralanabilir.
Sicilya Taormina’sı ,Palermo’su ,Messina’sı ve Siracusa’sı
ile pek çok ünlü düşünür,modacı ve sanatçıya ilham olan cennet bir ada…Ancak
benim açımdan bilime yaptığı katkı ile çok daha değerli. Dünya tarihine adını
altın harflerle kazımış olan matematik dehası Arşimet ,burada,Siracusa’nın
verimli topraklarında dünyaya gelmiştir.
Günümüzde integralin fikir babası olarak anılan Arşimet hem bir
fizikçi, hem bir matematikçi, hem de bir filozoftur. Buluşları arasında
bileşik makaralar, sonsuz vidalar, hidrolik vidalar ve yakan aynalar
sayılabilir.
Geometriye yapmış olduğu en önemli
katkılardan birisi, bir kürenin yüzölçümünün 4πr2 ve hacminin ise 4/3 πr3 eşit
olduğunu kanıtlamasıdır. Bir dairenin alanının, tabanı bu dairenin çevresine ve
yüksekliği ise yarıçapına eşit bir üçgenin alanına eşit olduğunu kanıtlayarak
pi’nin değerinin 3 l/7 ve 3 10/71 arasında bulunduğunu göstermiştir.
Arşimet’in en parlak matematik
başarılarından biri de, eğri yüzeylerin alanlarını bulmak için bazı yöntemler
geliştirmesidir. Bir parabol kesmesini dörtgenleştirirken sonsuz küçükler
hesabına yaklaşmıştır. Sonsuz küçükler hesabı, bir alana tasavvur edilebilecek
en küçük parçadan daha da küçük bir parçayı matematiksel olarak
ekleyebilmektir. Bu hesabın çok büyük bir tarihi değeri vardır. Sonradan modern
matematiğin gelişmesinin temelini oluşturmuş, Newton ve Leibniz’in bulduğu
diferansiyel ve integral hesap için iyi bir temel oluşturmuştur. Arşimet
Parabolün Dörtgenleştirilmesi adlı kitabında, tüketme metodu ile bir parabol
kesmesinin alanının, aynı tabana ve yüksekliğe sahip bir üçgenin alanının
4/3’üne eşit olduğunu ispatlamıştır.
İlk defa denge prensiplerini
ortaya koyan bilim adamı da Arşimet’tir.Suyun kaldırma kuvvetini de kanıtlayan
Arşimet aynı zamanda ,Roma konsüllerinden biri olan Cladius Marcellus’un,
Sirakuza kuşatması’nda büyük bir savunma geliştirilmesinde katkıda
bulunmuştur.
Surların
üzerine kaldıraç sistemleriyle taşları çıkartıp,gemilere fırlatmış ve düşman
gemileri bertaraf etmiştir. Rivayete göre; kıyıdaki şehir surlarına kadar
sokulan bir Roma savaş gemisi birdenbire dev gibi korkunç bir kerpetenle
karşılaştı. Duvarların arkasından çıkan bu alet gemiyi pruvasından yakaladığı
gibi çeneleri arasında kıstırarak parçaladı. Kaldıraç kolları ve dönel
kasnaklar yardımıyla işleyen bu aletin çalışma prensipleri Arşimet tarafından
ortaya konulmuştu.
Böylece
bir kaldıraç mekanizması ilk defa olarak gerçekleştiriliyordu. Bu arada
surların arkasına yerleştirilen dev mancınıklar, düşmanın üzerine ağır oklar ve
taş yağdırıyordu. Güvertesi ve bordası delik deşik olan gemilerin direkleri
parçalanıyor, gemidekilerin üzerine düşüyor, düşman ağır kayıplar veriyordu.
Bununla birlikte Arşimet’in icat ettiği
makineler, Romalıların gözlerini o derece yıldırmıştı ki surların üzerinde bir
ip ya da değnek gördükleri zaman gene onun bir makinesi sanarak bağırıp
kaçışıyorlardı. Claudius Marcellus, ister istemez hayranlık duyduğu bu
düşmanıyla kendi mühendislerinin başa çıkamayacağını anladı ve tam teşekküllü
bir abluka oluşturup Sirakuza’yı ele geçirdiler.İlk yaptıkları iş ise , Arşimet’i
öldürmek oldu.
Katanya ‘ya 1 saatlik mesafede bulunan
Sirakuza’nın tarihi merkezi Ortigia olarak anılır.
Corso Umberto üzerinden dümdüz yürüyerek tarihi merkeze ulaşabilirsiniz.Şehrin
eski kapısı Porto Urbica ile karşılandıktan sonra , gezebileceğiniz yerler Duomo
Meydanı’na (Piazza Duomo) , Via Saverio Landolina , Arşimet
Meydanı’na (Piazza Archimede), Apollo
Tapınağı (Tempio di Apollo), Katedral
(Duomo di Siracusa), Palazzo Arcivescovile, Palazzo Beneventano del Bosco ve
Chiesa di Santa Lucia alla Badia Kilisesi‘ni ziyaret
edebilirsiniz.
Muhteşem mavinin
gökyüzüne karıştığı deniz kıyısında gezebilir , kentin en ünlü pastanesi olan Pasticceria
Artale’de oturarak, ünlü Cannoli ve Granite lezzetlerini tadabilirsiniz.
Akşam yemeği için Füzyon Mutfağı sever olarak ,sizlere tavsiyem, La Terrazza Sul Mare olacak.Gidin ve keşfedin..
Elbette Sicilya bitmedi.Bir büyük tur
daha düzenleyerek etrafında kalan adaları ve batı kısmını da gezmem
gerekli.Ancak bu kadarı bile muazzam bir hazdı.Bir sonraki geziye kadar
yörüngemde kalmaya devam edin.Sevgiler..
































































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder